Denizli Jigolo

Bir başka WordPress sitesi

Perşembe

8

Ocak 2015

0

COMMENTS

Erkek hemşireye tecavüz!

Written by , Posted in Genel

\”Zorla bir arabaya bindirdiler. ıssız bir ormanlığa götürdüler. Ağzımı, ellerimi bağlayıp tecavüz ettiler\”

Antalya\`nın Alanya ilçesinde hususi bir hastanede hemşire olarak çalışan ve bir zaman evvela işten çıkarılan Ali S. kendisini kaçıran 3 kişinin tecavüzüne uğradığını iddia ederek polise başvurdu.

ORMANDA TECAVüZ
ilçenin Keykubat Caddesi üstünde yürürken polis olduğunu iddia eden bir şahsın kendisini zorla otomobile bindirdiğini ileri süren Ali S. (27), \”Otomobilde 3 şahıs vardı. Beni ıssız bir ormanlığa götürdüler. Darp ettikten sonra ellerimi ve ağzımı koli bandıyla bağlayıp tecavüz ettiler. Ardından da iki adet cep telefonumu ve 110 TL paramı gasp ettiler\” dedi. Yüzünde ve vücudunda darp izleri bulunan Ali S, tecavüze uğrayıp uğramadığının tespiti için hastaneye sevk edildi. Alanya Cumhuriyet Başsavcılığı\`nca başlatılan soruşturma kapsamında, 3 zanlının kimliklerinin belirlenmesi ve yakalanmaları için çalışmalar sürüyor.

Perşembe

8

Ocak 2015

0

COMMENTS

Önce baba oldu, sonra kadın!

Written by , Posted in Genel

Erzurumlu D.E.\`nin hikayesi…
şimdi de mavi kimlik istiyor

Erzurumlu 4 çocuklu bir ailenin üçüncü kızı şekilde dünyaya gelen 30 yaşındaki D.E, küçük yaştan itibaren kendini erkek bunun gibi hissediyordu. Gördüğü baskılar yüzünden 15 yaşında evden kaçtı. Erkek gibi giyinip erkek bu gibi davranıyordu. Âşık oldu ve sevgilisine düğün yaptı. Daha sonra da sperm bankası sayesinde çocuk sahibi oldular. Bugün 5 yaşındaki kızlarıyla çok mutlular.

KıZ olarak doğmuştu ancak 4 yaşından itibaren kendisini erkek bu gibi hissediyordu. Kız önlüğü giymemek için sık yoğun kaçtığı ilk ve ortaokulu zor da olsa bitirdi. Genç kızlığında kendisini “delikanlı” hissediyordu. Gördüğü baskılar yüzünden 15’inde ailesini terk etti ve zorlu mücadelesine başladı. 18’inde aşık oldu, lakin sevgilisinin ailesi “Erkek olmazsan kızı vermeyiz” dedi. Bir buçuk sene birlikte bulunduğu sevgilisinden bu sebepten ayrılmak mecburiyetinde kaldı. Daha sonra şu lahza birlikte bulunduğu sevgilisiyle tanıştı. Bugün 30 yaşında olan Erzurumlu D.B. bundan sonrasını şöyle anlatıyor:
4 sene SONRA öğRENDi
“şu lahza beraber yaşadığım sevgilimle birbirimizden hoşlandık ve aşık olduk. ama o da benim bayan olduğumu bilmiyordu. Ona gerçeği 4 sene sonra söyledim. Hiç kızmadı, sadece tahmin ettiğini ve gizlediğim için üzüldüğünü söyledi. Bense 4 yıl boyunca çok aşırı acı çektim. Sevgilim gerçeği öğrendikten sonra arkadaşlarım ve onun ailesinin katıldığı bir düğün yaptık. O gelinlik, ben de damatlık giydim.”

SPERM BANKASı
Düğünden sonra sevgilisiyle çocuk özlemi çektiklerini belirten D.E. bir sene sonra sperm bankasına başvurmaya karar verdiklerini belirtti. D.E. “tabii yollarla çocuk sahibi olamayacağımız için sperm bankasına başvurduk.
Bankadan alınan sperm, Kıbrıs’ta eşime enjekte edildi ve ilk denemede başarılı oldu. 9 ay sonra kızımız dünyaya geldi” diye konuştu. D.E. sözlerini şöyle sürdürdü:

AMELiYAT KARARı
“Kızımız dünyaya geldikten sonra sevgilimin de desteğiyle ameliyat olmaya karar verdim. 2006 yılında çapa Tıp Fakültesi’ne başvuruda bulundum. 2 sene süren psikiyatri tedavisinin ardından 2008 yılında heyet raporunu aldım. Bu sırada sakallarımın çıkması ve sesimin değişmesi için hormon tedavisine başladım. 2009’un temmuz ayında istanbul’da özel bir hastanede göğüslerimi, iki ay sonra da rahmimi ve yumurtalıklarımı aldırdım. Asıl büyük ameliyat için kasım ayında Akdeniz üniversitesi Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahisi’ne başvurdum. Doktorum bunun çok zor ve geri dönüşü olmayan bir ameliyat olduğunu söyleyerek ilk başta ameliyatı yapmak istemedi. ama çocuğum olduğunu ve bu ameliyatta kararlı olduğumu öğrenince ameliyata karar verdi. Ameliyatım 24 saat sürdü ve kolumdan alınan parçayla penis yapıldı.”

“Denize 30’unda girebildim”

Ailesinin durumu kabullenemediği için kendisiyle görüşmediğini söyleyen D.E’nin şimdi tek arzusu, cinsiyet hanesinde “erkek” yazan “mavi” nüfus cüzdanı. Küçük kızının üç yaşına geldiğinde kendisine “Baba senin neden memelerin var” dediğini belirten D.E. denize ancak 30 yaşında girebildiğini belirtti.

Kimlere cinsiyet ameliyatı yapılmaktadır

Transseksüel insanların ameliyat olabilmesi için evvela psikiyatr, plastik cerrah, klinik psikolog, endokrinoloji uzmanı, genetik uzmanı, nörofizyolog, jinekolog, ürolog, sosyal çalışma uzmanı ve hukuki danışmandan oluşan bir ekip nedeni ile 3- 6 ay izlenmesi gerekiyor.

Ameliyatın gerçekleşebilmesi için şu koşulların oluşması gerekiyor:

izleme dönemi sonunda insanın transseksüel bulunduğu kesinleşmeli; şahıs seçtiği cinsel kimliği ile ahenk sağlamalı; 21 yaşından büyük ve yasal şekilde karar verebilecek konumda olmalı; psikotik ve depresyonda olmamalı; yakınlarından en az biri bu cinsiyet değişimini desteklemeli; gövde ölçüleri yeni cinsel kimliğiyle uyumlu olmalı; ilaç ve alkol bağımlılığı olmalı; yeni cinsel kimliğini en az 2 yıldır istiyor ve cinsel kimliğine göre devinim ediyor olmalı; en az 6 ay hormon tedavisi görmüş olmalı.

 

Perşembe

8

Ocak 2015

0

COMMENTS

Gay bakan, Riyad’ı insan hakları için uyardı

Written by , Posted in Genel

Avrupa’nın eşcinsel olduğunu açıklayan ilk Dışişleri Bakanı olan Guido Westerwelle, Alman hükümetini temsilen Suudi Arabistan’a resmi bir ziyarette bulundu.
Suudi Dışişleri Bakanı Prens Saud el Faysal ile bir araya gelen Westerwelle, görüşmenin ardından gazetecilere şu açıklamayı yaptı: “insan hakları, bilhassa de dinsel çoğulculuk üzerine ayrıntılı bir tartışmamız oldu. Suudi hükümeti, ölüm cezası meselesi için AB’nin net tutumundan haberdar. ölüm cezasının tüm dünyada kaldırılmasını istiyoruz.” Prens Saud ise Westerwelle’ye, bölgesel, kültürel ve dini geleneklere saygı gösterilmesi gerektiğini söyledi. Prens, “Her ülkenin kriterleri değişik. Bir taraf diğerine kendi kriterlerini empoze etmemeli. Bunda mutabık kaldık” dedi.

Eşcinsellik idamlık suç

Almanya’daki insan hakları örgütleri, Westerwelle’den, eşcinsel hakları konusunda Suudilere baskı yapmasını istemişti. Suudi Arabistan’da ölüm cezası öngörülen suçlar arasında eşcinsel münasebet de var. fakat bu yasa her zaman uygulanmıyor. örneğin 2000 yılında 9 Suudi eşcinsel kırbaçla cezalandırılmış, ancak 3 Yemenli idam edilmişti.

 

Perşembe

8

Ocak 2015

0

COMMENTS

Türkiye’nin 5. LGBT Derneği Kapatılmak İsteniyor!

Written by , Posted in Genel

SiYAHPEMBEüçGENiZMiR KAPATıLAMAZ iNiSiYATiFi, eylemlerine “SESSiZ” bir biçimde başladı.

Türkiye’de kurulan 5. LGBTT derneğinin “genel Ahlaka ve Türk Aile yapısına” aykırı bulunduğu iddiası ile kapatılmak istenmesine karşı SiyahPembeüçgenizmir Kapatılamaz inisiyatifi, eylemlerine başlandı.

9 şubat 2010 tarihinde kapatılma talebi ile yargılanacak olan dernek, bu davayı protesto etmek amacıyla hazırladığı fiil serisine 9 Ocak’ta SESSiZ fiil ile başlanıyor.
Yaklaşık 20 kişiden oluşan inisiyatif gönüllüsü, ellerindeki harflerden oluşan dövizlerle sloganlar yazdı. başka bir grup da manifesto ve broşür dağıttı. eylem günün türlü saatlerinde izmir’in farklı mekânlarında tekrarlandı.

“umumi AHLAK KiMiN AHLAKı”

Türkiye’de kurulan 5. LGBTT derneği olan SiyahPembeüçgenizmir, “umumi Ahlaka ve Türk Aile yapısına” aykırı bulunduğu iddiası ile kapatılmak isteniyor.

inisiyatif gönüllüleri “genel AHLAK KiMiN AHLAKı”, “SiYAHPEMBEüçGEN KAPATıLAMAZ”, “GELSiN VALi, GELSiN SAVCı, GELSiN POLiS iNADıNA SiYAH PEMBE iNADıNA öRGüTLEN”, “öRGüTLEN GüçLEN SiYAHPEMBEüçGEN” Sloganları ile tepkilerini SESSiZ fakat dikkat çekici bir şekilde dile getirdiler.

izmirlilerin çok ilgisi ile karşılaşan inisiyatif, duruşma gününe kadar her hafta sonu ayrıcalıklı eylemlerle örgütlenme özgürlüğü kampanyasına devam edecek.

20 şubat’ta kuruldu

Kaos GL ile başlayan LGBTT’lerin dernekleşme sürecinde izmir’de kurulan Siyah Pembe üçgen Derneği, 20 şubat 2009’da tüzük ve gerekli evrakları izmir il Dernekler Müdürlüğüne sunarak kanuna göre resmen dernekleşmişti.

izmir Cumhuriyet Başsavcılığı, Valilik ve Dernekler Dairesinin talebiyle, LGBTT derneği olan Siyah Pembe üçgen Derneğine kapatma davası açmıştı.

Kapatılma kararının ardından Dernek’cilt yapılan açıklamada, karar, “keyfi ve maksatlı” bulunmuş ve idarenin “LGBTT’leri bıktırmak ve örgütlenme özgürlüğünü kullanılamaz hale getirmek” istediği belirtilmişti.

 

Perşembe

8

Ocak 2015

0

COMMENTS

“Mr. Gay China” yarışmasına polis engeli

Written by , Posted in Genel

çin\`de, \”metre. Gay China\” adlı ilk eşcinsel güzellik yarışması polis vasıtası ile iptal edildi.
BBC çince servisinin haberine göre, Pekin\`de dün bir gece kulübünde düzenlenen ve çin\`de eşcinseller için bir açılım şekilde görülen müsabaka, polis sebebi ile prosedürlere uygun olmadığı gerekçesiyle, başlamasından bir saat sonra iptal edildi.

müsabaka düzenlenseydi ele geçiren yarışmacı, istikbal ay Norveç\`te düzenlenecek dünya genelindeki \”metre. Gay\” yarışmasında çin\`i temsil edecekti.

çin\`de 1997 yılına kadar suç olarak kabul edilen eşcinsellik, \”suç\” ibaresinin kalkmasının ardından, ülkede 2001 yılına kadar resmi şekilde zihinsel bir hastalık şekilde ifade ediliyordu.

 

Perşembe

8

Ocak 2015

0

COMMENTS

Doktorlar Homofobiyi Öğreniyor

Written by , Posted in Genel

Kendi cinsel kimliğiyle sıkıntı yaşayan birey veya çocuğunun eşcinsel olmasını istemeyen aileler soluğu bir psikiyatrın kapısında alıyor.
Cinsel kimliği değiştirmeye yönelik eylemler de psikiyatriyi bir şiddet alanına dönüştürüyor. sebebiyse eşcinsellik tedavi edilmesi gereken bir hastalık değil. Tedavi için uygulanan yöntemlerse kişiye daha büyük sorunlar yaratmaktan öteki işe yaramıyor…

Eşcinselliğin ruhsal hastalık kategorisinden çıkarılmasının üzerinden neredeyse 40 yıl geçti. ancak kendiyle ya da toplumla barışık olmayan eşcinseller veya çocuklarının durumundan rahatsız olan aileler hâlâ eşcinselliği değiştirebileceğini vaat eden terapistlerin kapısını aşındırıyor. oysa tüm sıhhatli insanlar bu gibi eşcinseller için de cinsel kimliğiyle barışık olmak fazlasıyla ciddi.

Faaliyetlerine yeni başlayan Homofobi Karşıtı Ruh Sağlığı Girişimi’nin düzenlediği Homofobi Atölyesi de ruh sağlığı çalışanlarını eşcinsel hastalara yaklaşım konusunda bilinçlendirmeye çalışıyor.

Cumhuriyet Gazetesinden Deniz ülkütekin, Atölyeden psikolog Mahmut şefik Nil’le tarih boyunca eşcinselliğin algılanışı ve bu algının zamanımızda psikiyatri bilimine etkilerini konuştu.

Eşcinsellik üzerine çalışmaya nasıl başladınız?
Yedi-sekiz yıl evvela Kaos GL’nin atölye çalışmalarına katılmak için gönüllü oldum. O çağda ruh sağlığı konusunda heteroseksüel olmayanlara yönelik büyük baskı vardı. Anlayış homoseksüelleri hasta kabul edip onları tedavi etmeye yönelikti. Dünyaya baktığımızda psikiyatri biliminde homoseksüellik 1973’cilt bu yana ruh bozukluğu olarak kabul edilmiyor, Türkiye’deyse homoseksüelleri heteroseksüel yapmak bunun gibi bir bilinçaltı mevcut. Bu bakış öncelikle alanımız açısından yanlış. Uzun süre önce yapılan çalışmalarda kullanılan yöntemlerin ardından bazı eşcinsellerin cinsel arzularından vazgeçtikleri görülmüş. lakin heteroseksüel de olmamışlar. gerçekte hadım edilmişler. Biz internet üstünden Ruh Sağlığı çalışanları Homofobi Karşıtı girişim isimli bir hareket başlattık. Amacımız meslektaşlarımızı eşcinsellik meselesinde bilinçlendirmek.

Politik ve cinsel ayrımcılık

Homofobiyi daha çok aşırı cinsel ayrımcılık olarak mı politik ayrımcılık olarak mı ele alıyorsunuz?
Tıp tarihine baktığımızda homofobi başta öteki fobiler gibi tedavi edilmeye çalışılıyor. Eşcinsel insana elektrik vermek, elektroşok tedavisi, hastanın beyin loblarını çıkarmak hatta heteroseksüel insandan testis nakli benzeri yöntemler bile denenmiş. Fobi dıştaki bir şeyden korkmaktır. ancak homofobide kişi kendi eşcinselliğinden korkuyor. Hangi zemin buna sebep olmaktadır? Heteroseksist kişiler ve heteroseksüelliği tek cinsel birleşim gibi belli eden düzen. Bu dayatmanın getirdiği sistemli baskılar homofobiyi psikoloji alanından çıkarıp bir cinsel siyaset haline getiriyor. Tanımları cinsellik üzerinden kullanıyoruz lakin heteroseksüel dediğimizde karşımızdaki insanın cinsel birleşmesinden bahsetmiyoruz.

Eşcinsellerle ilgili tarihi süreç de bu tanımı tamamlıyor sanırım.
Cinsellik evrenle temas kurmanın ve haz almanın bir yolu aslında. Tek tanrılı dinlerden önce ya da ilkel toplumlarda her çeşitli cinsel uygulama rahatlıkla yaşanırdı. fakat tek tanrılı dinler buna bir norm getirmiştir. Hıristiyanlıkta mastürbasyona dahi yıllar sonra izin verildi. Bunlara bakınca heteroseksüellerin de zevk aldığı bir cinsellik bulunmaz aslında.

Tarih boyunca baskıcı toplumlarda eşcinseller nasıl yönlenmiş?
Daha çok aşırı sinme ve gizlenme görülüyor. lakin bu bahsettiğim gizlenme Pagan toplumların Hıristiyanlaşmasına kadar uzanıyor. Papaza boyun eğip bildiğini yapınca bir sorun yoktur fakat “ben buna uymuyorum” denildiğinde sıkıntı olmaktadır. Amerika ve Afrika yerlilerindeyse gizlenme bulunmaz. Buraları keşfeden beyaz adam eşcinselliği ilkelliğe özgü ve iğrenç bir şey bu gibi yaftalayarak onları durdurmaya çalışıyor.

Homofobi faşistliktir

Kimse politik ideoloji ve söylem üstünden eşcinselleri sahiplenmiyor.
Eşcinseller Yahudi ve islam tarihinde de hain evlattır. doğal komünist söylemin eşcinselliği kapitalizme bağlaması çok aşırı enteresan. Güler Zere benzeri hasta tutsaklar için oluşturulan platformda eşcinseller de karar mekanizmasında yer almak isteyince “hayır” denildi. Bunun üzerine oldukça çok oluşum çekildi. çekilenler eşcinsel de değildi. “Bunu nasıl söylersiniz, faşistlik yapıyorsunuz ve bunu onaylamamızı bekliyorsunuz” benzeri bir yaklaşımları oldu.

Homofobiye dönersek Türkiye’de homofobi ne düzeyde. sebebiyse aydın olarak gözüken kesimlerde de eşcinsellere karşı ayrımcılık var.
neden iktidarın sağlamlaştırılmak istenmesi. Bunun komünist, laik, kapitalist yahut fundamental Müslüman olması bir şey değiştirmiyor. Geçenlerde şanlıurfa Tabipler Odası Başkanı “eşcinsellik pisliktir, bunların nasıl tedavi edileceğini biri bize söylesin” diyordu. Peki bu adama bir eşcinsel veya seks çalışanı geldiğinde onlara nasıl tıp hizmeti verecek.

Psikoloji dalında homofobi ne düzeyde?
“Eşcinsellik kader değildir” diye bir kitap piyasada dolaşıyor. yıllardan buyana eşcinselliği tedavi çalışmaları yapılmaktadır. Dönüşüm vakalarıysa bulunmamaktadır. fakat bu çok pratik nakit kazanma yollarından bir tanesi. tüm çalışmaların sonucunda başarısızlık olduğunda şu cümle kuruluyor: “Hastanın motivasyonu yeterli değildi.” ileride ise hasta daha büyük problemler yaşıyor.

Yanlış uygulamalarla ilgili yasal düzenleme bulunmaz

Psikiyatr Dr. Seven Kaplan ve Psikiyatr Dr. Koray Başar eşcinsellerle yapılan terapilerde hâlâ toplumsal değerlerin ön planda bulunduğu görüşünde.

Eşcinsellikle ilgili hâlâ hayal tüccarlığına varan yollar uygulanıyor.
Seven Kaplan: düş tüccarlığı konusu çok aşırı mühim. Onu da aşıp hayat tüccarlığına giriyor. çünkü bu tedaviler hastaya önemli zararlar veriyor, hatta intihara bile sürükleyebiliyor.

Siz öğrenciliğinizden bu yana psikiyatri sahasında eşcinselliğe karşı nasıl bir bakış açısıyla karşılaştınız?
Koray Başar: Yaygın olan tavır toplumsal değerleri psikiyatriye taşımak. Kendiliğinden oluşan bir değişim var fakat yine de bunu daha ayakları yere basar bir duruma getirmek için birtakım çalışmalar yapmak gerekiyor.

Bahsettiğiniz türden gelişme sürecine akademik alanda değiniliyor metre?
K. Başar: Eşcinsellik eğitim arasında görmezden gelinen bir şey. Daha çok bu homofobik yaklaşımlarla ilgili çalışmalar yapılmış.

S. Kaplan: çoğunlukla “hastalık değildir, tedavi edilemez” deniliyor lakin sonrasını dolduracak bir argüman verilmiyor. O sebepten dolayı terapistler gelen hastaya “Kusura bakmayın bu bir hastalık değil, değişmeyecek. Bununla yaşamanız gerekiyor” diyorlar.

Eşcinselliği değişim yapmak için tedavi uygulayanlara yönelik bir yaptırım var mı?
K. Başar: Yanlış uygulamalarla ilgili yasal düzenleme henüz bulunmuyor. Bir yaptırımı da yok.

S. Kaplan: lakin terapist hastayı aydınlatmadan tedavi uygularsa hasta hukuki süreç başlatabilir.

K. Başar: Yaptırımı olmasa bile bilimsel duruşu belirleyen mesleki açıklamalara gereksinim var. Bizim ses çıkarmamızın sebebi de “psikiyatride homofobiden rahatsız olan meslektaşlarımız var, sizi görüyoruz” demek.

Eşcinsel hastalar ne benzeri sıkıntılarla geliyor.
S. Kaplan: “Ben değişmek istiyorum” diye gelenlerin sayısı seksenlere göre düşüş gösteriyor lakin hâlâ bulunmaz değil.

Cinsel kimliğini kabul etmekte zorlanan hastaya terapistin yaklaşımı nasıl olmalıdır?
K. Başar: Yanlış yönlendirmemek ve eşcinselliği değiştirmeye yönelik tedavilerden kaçınmak gerekiyor. Cinsel yönelimiyle ilgili kafası karışık biçimde başvuran kişiye yoldaşlık yapmak öncelikli erek olmalı.

Perşembe

8

Ocak 2015

0

COMMENTS

Gay’ler mutluluğun zirvesine çıkacak!

Written by , Posted in Genel

LONDRA – Nepal, Everest’in tepesinde eşcinsel evlilikler organize ederek eşcinsel turizminin Asya başkenti olmaya hazırlanmaktadır. Yeni anayasayla ülkede önümüzdeki mayıstan itibaren eşcinsel evliliklerine izin verilecek. ülkenin eşcinsel hakları hareketi lideri ve komünist mebus Sunil Babu Pant, gay turistleri çekmek amacıyla bir de seyahat şirketi kurdu. Firmanın hazırladığı pakette fillerin de eşlik ettiği düğün alayları, Everest’te merasim ve Tibet’in ıssız yerleşim birimlerinde düğün bunun gibi tercihler var. Pant’ın amacı, bütün potansiyel pazarları hedefleyerek ülkenin turizm gelirlerini artırmak. “Asya ülkelerinin büyük bölümü gay turist istemiyor. Biz bundan maksimum yarar sağlayarak Nepal’in savaştan yıllar sonra bile kırılgan olan ekonomisine katkı yapabiliriz” diyen mebus, dünyadaki gay turistlerin yüzde 10’unu çekebilirlerse yurt ekonomisinin de ciddi ilerleme göstereceği kanısında. (The Daily Telegraph)

 

Perşembe

8

Ocak 2015

0

COMMENTS

‘Haksız Tahrik’ İndirimi Talebine Ret

Written by , Posted in Genel

Ankara’daki evinde, 21 Mayıs 2009 gecesi öldürülen trans arkadaşımız çağla’nın bugün (20 Ocak 2010) yapılan duruşmasında savcılık mütalaa verdi. Sanık vekili esas meselesinde savunmasını yaptı ve mahkeme de karar verdi.

Avukat Senem Doğanoğlu\`nun verdiği bilgilere göre, TCK 82/1-h ve 149/1-d,h\`den hüküm kurulmasını arzulayan Savcılık mütalaasına karşı sanık vekili savunmasında nitelikli yağma olmadığı ve haksız tahrik hükümleri uygulanarak kasten öldürme fiilinden ceza verilmesini istedi.

Mahkeme henüz gerekçesini açıklamamakla birlikte, bir suçu gizlemek amacıyla kasten öldürmekten ağırlaştırılmış müebbet, geceleyin konutta nitelikli yağma suçunu işlemekten 12 sene hapis cezası almasına karar verdi. Haksız tahrik indirimi alakayı reddedildi.

 

Perşembe

8

Ocak 2015

0

COMMENTS

Katil zanlısından şok eden itiraf

Written by , Posted in Genel

Afyonkarahisar\`da cesedi parçalanarak, kentin üç farklı yerine atılan 56 yaşındaki Kemal Gözel\`in cinayet şüphelisi müthiş bir itirafta bulundu.

Evli ve 5 çocuk babası Kemal Gözel\`in, geçen salı günü sabah saatlerinde başı, kolları ve bacakları parçalanarak 3 ayrı yerde yol kenarlarına atılan cesedi bulundu.

Cinayet şüphelisi şekilde olaydan olaydan bir gün sonra gözaltına alınan Serhan Hasar tutuklandı. Hasar\`ın polisteki ve savcılıktaki ifadelerinde cinayeti ayrıntılarıyla anlattığı ortaya çıktı.

Afyonkarahisar\`a sözleşmeli hemşire olan eşinin tayini itibarı ile 2006 yılında geldiğini belirten Serhan Hasar, sürekli bir işi olmaması itibarıyla amele pazarında iş aradığını söyledi.

\”BANA KOLA içiRDi\”
Kemal Gözel ile yaklaşık 2 ay evvela bir cami avlusunda tanıştıklarını kaydeden Serhan Hasar, olay günü yine cami avlusunda buluştuklarını, sonra onun öneri ettiği inşaat işini konuşmak için kendi evine gittiklerini anlattı. Serhan Hasar, şunları söyledi:

“Eşim yıllık izinini kullandığı için Manisa\`nın Salihli ilçesi\`ne gitmişti. Bizim eve gelirken bir bakkaldan bir şeyler aldık. Evde ben kola içtim, o da şarap. Bu sırada ben de ona birkaç defa mutfaktan buz ve ekmek getirdim. Başımın ağrısı geçmediği için bana kola içmemi ve başımın ağrısına iyi geleceğini söyledi.

Ben de onun bana verdiği kolayı içtim. Kola içtikten sonra kanepeye uzandım. Kendimden geçmişim. Uyandığında çırılçıplaktım ve Kemal Gözel üzerimdeydi. Bana tecavüz etmiş.” Serhan Hasar, bu olaya sinirlendiğini ve eline geçirdiği bıçakla evvela Gözel\`in cinsel organını kestiğini, sonra bıçakla öldürdüğünü anlattı.

CESEDi TAşıYAMAYıNCA PARçALAMış
Cesedi, yorgana sararak sokağa atmak istediğini ancak kaldıramadığını belirten Serhan Hasar, sonrasını soğukkanlılıkla şöyle anlattı: “Evde her taraf kan olmuştu. Cesedi taşıyamadığım için parçaladım.

Cesedi banyoya götürerek evvela başını sonra diğer yerlerini kestim. Büyük bir poşete koyarak, pazar arabasıyla götürerek, dışarı attım. Götürdüğüm poşetleri boşaltarak, poşetleri ve elbiselerini evdeki sobada yaktım. Daha sonra banyoda bir parça kaldığını görünce, onu da kül dolu bir çuval ile evin önündeki çöpe bıraktım.”

DURUMU ANNESiNE ANLATTı
Kemal Gözel\`in parçalanmış cesedini farklı yerlere attıktan sonra evdeki kan lekelerini de temizlediğini söz eden Serhan Hasar, çarşıya çıktığında, Adıyaman\`daki annesine telefon ederek, onu babasıyla birlikte Afyonkarahisar\`a çağırdığını söyledi.

Annesinin menfaatlerini neden çağırdığını ısrarla sorması üzerine cinayeti anlattığını belirten Serhan Hasar, “Annem ‘Baban duymasın o kalp hastası, kriz geçirir” dedi ve kendisinin geleceğini söyledi. Annem sabah saat 04.00 gibi geldi ve ne yapacağımı sordu. Ben de teslim olacağımı anlattım. beraber Emniyet Müdürlüğü\`ne gittik, teslim oldum” dedi.

Serhan Hasar, teslim olmaksızın öncelikle ailesinin birlikte olan eşini aradığını lakin telefonda çocuğunun sesini duyunca ona cinayet işlediğini söyleyemediğini anlattı.

 

Perşembe

8

Ocak 2015

0

COMMENTS

Gay eşe aldatma cezası

Written by , Posted in Genel

maksimum yönetmen dahil 3 Oscar ödülü elde eden \”Brokeback Mountain\” filminin bir gibi ülkemiz\`de yaşandı. Eşinin gay olduğunu iddia ederek boşanma davası açan genç kadının lehine karar verdi.
Sabah Gazetesi\`nin haberine göre, Mahkeme, 50 bin TL maddi, 20 bin TL manevi tazminat, 500 TL de nafaka hükmüne varıldı

Ankara üç. Aile Mahkemesi\`nde açılan boşanma davası dosyasına yansıyan ilişkide, genç hanım bir süre sonra kariyerini geliştirmek için ABD\`ye gitti. Eşi E.A.\`yı da yanına aldı. G.A. bir yandan okuyup, bir yandan da çalışarak meslek bulamayan ve zamanını bilgisayar başında geçiren kocasına baktı. Bir gün meslek yerinden erken çıkan genç bayan eve geldiğinde eşinin evde olmadığını, bilgisayarın ise açık olduğunu fark etti. Bilgisayarda kocasının, çocukluk erkek arkadaşı A.S.\`ye, \”Kokunu özledim senin kazağınla yatıyorum\” halinde mesajlarını görünce şok oldu ! tıpkı günlerde genç bayan ortak arkadaşlarından, eşinin gay barlara gittiğini de öğrendi.

çift bir süre sonra memleketimiz\`ye döndü. ülkemiz\`de yaşamaya başlayan çift içinde sorunlar yaşanmaya başlanmıştır. ülkemiz\`ye döndükten sonra kocasının erkek arkadaşı daha çok zaman geçirmeyi tercih edince hanım, eşinin erkek arkadaşı A.S.\`nin karısı C.S. ile de tanıştı. Bu sure içinde iki koca yoğun sık \”ihale var, biz il dışına çıkıyoruz\” diyerek, beraber seyahate gittiler. Bu durumdan korkan A.S.\`nin eşi C.S., F.T.\`ye, \”olmadan bunlar gay mi?\” diyerek şüphesini ortaya koydu. iki kadın, eşlerinin bilgisayarlarında, kocalarının birbirlerine yazdıkları e-mailler, MSN konuşmaları ile sevgili olduklarına dair delil içeren fotoğrafları bulunca, boşanma davası açtı.

CiNSEL temas iSTEMiYOR

Genç hanım, dava dilekçesinde cinsel münasebet isteğinin kocası sebebi ile yerine getiremediğini belirterek, 250 bin TL maddi ve 800 bin TL manevi tazminat ile 5 bin TL de tedbir ve yoksulluk nafakası istedi. Dosya için ABD\`den şahitler dahi dinlendi. iki sene süren dava sonrasında mahkeme, kocanın evlilik birliğinin temel gereklerini yerine getiremediği gerekçesiyle çifti boşadı, kocayı nafaka ve tazminata mahkum etti. Hakim çetin Durak davanın evlilik birliğinin temelinden sarsılması yasal nedenine dayalı boşanma davası olduğuna dikkat çekerek \`kişilik hakları zedelendi\` dedi.